Alanyurt Davasının Avukatı Mustafa Kamalak Son Gelişmeleri Gazetemize Açıkladı

24 Aralık 2008 tarihinden bu yana sürekli farklı açıklamaların ortaya atıldığı ve son olarak İnegöl Belediyesi’nin ‘Son noktayı Danıştay koydu’ şeklinde açıklamalarda bulunduğu Alanyurt davasının avukatlığını yürüten Saadet Partisi Genel

5.09.2011 13:28:02 0
Alanyurt Davasının Avukatı Mustafa Kamalak Son Gelişmeleri Gazetemize Açıkladı

24 Aralık 2008 tarihinde yayınlanan 10645 sayılı İçişleri Bakanlığı kararnamesi ile kapatılarak 7 mahallesi ile birlikte İnegöl’e bağlanan Alanyurt’la alakalı yaklaşık 2 buçuk yıldır süren dava yılan hikâyesine döndü. Alanyurt’la alakalı tüzel kişilik ve Durmuş Aydın’ın şahsi davası olmak üzere iki dava açılmış, bu iki davada da iptal talebinin yanı sıra yürütmeyi durdurma talebinde de bulunulmuştu. Ancak Danıştay her iki davada da yürütmeyi durdurma kararına red yanıtı vermişti. Bu kararın üzerine İnegöl Belediyesi Alanyurt’la alakalı son noktanın koyulduğunu ve davanın sonuçlandığını ifade eden açıklamalarda bulunmuştu. Ancak Durmuş Aydın’ın girişimleri ile açılan ve yılan hikâyesine dönen davayı yürüten Saadet Partisi Genel Başkanı ve Avukat Mustafa Kamalak İnegöl Belediyesi’nin bu açıklamalarına yanıt vermekte gecikmedi. Kamalak, yapılan açıklamaların gerçeği yansıtmadığını ve davanın halen sürdüğünü ifade etti.

Esas Hakkında Karar Verilmedi

Saadet Partisi Genel Başkanı ve Alanyurt davasının avukatı Mustafa Kamalak, tatil için geldiği Oylat Kaplıcalarında konunun detaylarını ve son gelişmeleri gazetemizle paylaştı. Davayı açan Durmuş Aydın’da Mustafa Kamalak’ı Oylat’ta ziyaret etti ve açıklamalar sırasında burada hazır bulundu. Alanyurt davasıyla ilgili tüm detayları anlatan ve davanın henüz sonuçlanmadığını ancak 1 yıla kadar sonuca ulaşabileceğini ifade eden Kamalak, “Bir işleme karşı dava; ya sadece iptal amacıyla açılır veya hem yürütmeyi durdurma, hem de iptal talepli açılır. Mahkeme değerlendirir bunu, yürütmeyi durdurmanın şartları varsa, yürütmeyi durdurma kararı verir, eğer kendisinin değerlendirmesine göre yürütmeyi durdurmanın şartları oluşmamış ise; yürütmeyi durdurmayı red eder konuyu esastan ele alır. Yani son kararını esastan karara bağlar. Yürütmeyi durdurma kararının verilebilmesi için hem anayasamıza göre, hem de 2577 sayılı idari yargılama usulü kanunumuzun 27. maddesine göre iki şartın bir arada bulunması lazım. Bu iki şarttan birisi dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olması gerekir. İkinci şart ise; dava konusu işlemin uygulanması halinde davacının telafisi imkânsız bir zararla karşı karşıya bulunması icap eder. Mahkeme bakar bu şartları var mı; eğer şartların mevcut olduğu kanaatine ulaşırsa evet der. Yani esas görülünceye kadar yürütmeyi durdurur. Buna karşı, aleyhine yürütmeyi durdurma kararı çıkmış olan idare itiraz yoluna gidebilir. Eğer red olmuşsa; davacı yürütmeyi durdurmanın reddine karşı itiraz yoluna gidebilir. Ama ne olursa olsun, esas hakkındaki karar henüz verişmemiş demektir” dedi.

“Son Nokta Koyuldu Manasına Gelmez”

Yürütmeyi durdurma kararının reddinin davanın gidişatına bir engel teşkil etmeyeceğini ve davanın sürdüğünün altını çizen Mustafa Kamalak, şöyle devam etti: “Şu an bizim davamız bakımından esas hakkında karar verilmedi. Yürütmeyi durdurma talebinin red edilmiş olması esas hakkında davanın red edildiği anlamına gelmez, son noktanın konulduğu manasına gelmez. Yürütmeyi durdurma şartlarını taşımamış olan bir işlem, iptal edilebilmenin şartlarını taşıyor olabilir. Çünkü yürütmeyi durdurmanın karara bağlanabilmesi, lehte sonuçlandırılması için işlemin açıkça hukuka aykırı olması gerekiyor. Hâlbuki esas hakkında karar için işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartı yok. Hukuka aykırı ise iptal kararı verilir, öbür taraftan; yine iptal kararının verilebilmesi için işlemin uygulanması halinde davacının telafisi imkânsız veya telafisi güç bir zararla karşı karşıya bulunması da şart değildir. Eğer davacının bir menfaati ihlal ediliyorsa yine iptal kararı verilir. Ben şahsen iptal kararı çıkacağı kanaatindeyim.”

Esastan Karara Bağlayacaklar

Alanyurt davasına benzer bir dava olan Kahraman Maraş’ın iki beldesi ile alakalı davayı örnek gösteren Kamalak, bu durumun üst kuruldan aksi bir karar çıkması endişesi ile verilmiş olma ihtimalinin yüksek olduğunu dile getirdi. Kahraman Maraş örneğinin benzeri olmaması için bu kararın çıktığını kaydeden Kamalak; “Kahraman Maraş’ın iki beldesi ile alakalı Danıştay 8. Dairesi oy birliği ile yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Danıştay idari dava daireleri kurulu, o kararları kaldırdı. Benim kanaatim odur ki; 8. Daire şimdi Alanyurt davasıyla alakalı da yürütmeyi durdurma kararı verirsek üst kurul bunu yine kaldırabilir. O zaman bu yola gitmeyelim konuyu esastan karara bağlayalım diye düşünmüştür” açıklamalarında bulundu.

Başörtüsü Konusu Üniversite Cinayetidir

Avukatlık mesleğinin yanında şu anda Saadet Partisi Genel Başkanlığı görevinde bulunan Mustafa Kamalak, burada ülke gündemine yönelik soruları da cevapladı. Daha önce başörtüsü nedeni ile okuldan atılan öğrencilere yönelik çıkarılan aftan yararlanan öğrencilerin, öğrenimlerine başladıklarında başörtülü olarak mı yoksa başörtüsü yasağı ile mi eğitimlerine devam edecekleri sorusuna cevap veren Kamalak, Türkiye’de başörtüsünü yasaklayan bir kanunun olmadığını söyledi. bu uygulamanın tamamen keyfi olduğundan bahseden Kamalak; “Aslında Türkiye’de üniversiteye devam eden kızlarımıza başörtüsünü yasaklayan bir kanun yoktur. Başörtüsü yasağı bütünüyle keyfidir. Bir dayatmadır, hukuk dışı bir uygulamadır. İster afla dönmüş olsun, ister yeni kayıt yaptırmış olsun kız öğrencilerimiz başını örtebilir. Hiçbir engel yoktur. Afla birlikte yeninde üniversitelerine dönen kızlarımızın da başörtüsü ile dönmesi gerekir. Kural budur. Başörtüsünü yasaklayan bir uygulama yok. Tam aksine başörtüsünün yasak olmadığına ilişkin hüküm vardır. 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun ek 17. Maddesine göre; yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydıyla Yüksek Öğretim Kurumlarında kılık kıyafet serbesttir. Hukukta maddelerin sıralanması diye bir şey vardır. Buna normların hiyerarşik yapısı denir. Alt normlar üst norma aykırı olamaz, eğer bir çatışma olacak olursa üst norm uygulanır. Bu madde karşısında üniversitelerimizde başörtüsü yasağından bahsedilemez. E uygulanıyor, adam öldürmekte yasak kanunen ama bir sürü cinayete tanık oluyoruz. Başörtüsü yasağı da üniversitenin cinayetidir. Bu da anayasal bir suçtur” diye konuştu.

“İnşallah Vakıf Arazilerinden Sadece Gayrimüslimler İstifade Etmez”

Son günlerde kamuoyunda tartışmalara yol açan vakıf topraklarının Türkiye’deki gayrimüslim azınlıklara geri verilmesi konusu hakkında da değerlendirmelerde bulunan Mustafa Kamalak; “Hak, haklının en kutsal malıdır. Eğer gerçekten ortada bir hak varsa mutlak suretle düzeltilmesi lazım. Orada haklılık olup olmadığını bilmiyorum, ama yakinen tanıdığım, bildiğim bir haksızlık vardır. İnşallah Başbakan ve hükümeti o haksızlığı giderir. Bizim de bir vakfımız vardı, bu ülkenin Milli Gençlik Vakfı idi. Onun da birçok taşınmazı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi. İnşallah Sayın Başbakan vakıf arazilerinden sadece gayrimüslimler istifade eder demez. Veya gasp edilmiş mala tekrar kavuşabilmek için sizin de gayrimüslim olmanız gerekir demez inşallah diye düşünüyorum” dedi.

  • BIST 100

    17148,87%-1,10
  • DOLAR

    45,73% -0,10
  • EURO

    53,38% 0,07
  • GRAM ALTIN

    6686,84% 0,85
  • Ç. ALTIN

    10725,86% 0,00