Reklam

Bacaklarda Gizli Varis Tehlikesine Karşı Uzman Uyarısı

Dışarıdan fark edilmeyen gizli varisler; gece krampları, kaşıntı ve ödem gibi ciddi şikâyetlere yol açabiliyor.

Bacaklarda Gizli Varis Tehlikesine Karşı Uzman Uyarısı
YAŞAM 29.09.2026 11:55:21 0

Dışarıdan Görünmeyen Tehlike: Gizli Varis Şikâyetleri

Gün içerisinde bacaklarda meydana gelen şişlikler, gece yaşanan kramplar, kaynağı belirlenemeyen kaşıntı hissi ve huzursuz bacak sendromu gibi durumlar, dışarıdan bakıldığında fark edilmeyen gizli varislerin habercisi olabilir. Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Koçyiğit, tedaviye alınmayan bu tür damar sorunlarının ilerleyen süreçlerde ciltte renk değişimlerine ve ciddi venöz yaralara kadar uzanabileceği konusunda önemli uyarılarda bulundu.

Görünmeyen Damarların Belirgin Şikâyetleri

Bacaklarda dışarıdan fark edilen mavi veya mor renkli damar yapıları, varisin en yaygın belirtisi olarak kabul edilse de, bazı toplardamar problemleri hiçbir görsel belirti sergilemeden hastaları rahatsız edebiliyor. Daviva Avcılar Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ali Koçyiğit, cildin derin katmanlarında yer alan damarların etkilendiği durumlarda ortaya çıkan gizli varisin; huzursuz bacak hissi, açıklanamayan kaşıntı, gece krampları ve gün boyunca artan ödem gibi semptomlarla kendini gösterdiğini ifade etti. Uzman, bu tür şikâyetlerin ihmal edilmemesi ve toplardamar sisteminin Doppler ultrasonografi yöntemiyle detaylıca incelenmesi gerektiğini vurguladı.

Dışarıdan Görünmeyen Damar Yapıları

Gizli varisin, cildin altında ve daha derin seviyelerde bulunan damarlarla olan ilişkisinden kaynaklandığını belirten Doç. Dr. Koçyiğit, durumu şu sözlerle detaylandırdı: "Normal varis vakalarında bacaklarda genişlemiş, mavi-mor tonlarında damarlar dışarıdan net bir şekilde seçilebilir. Gizli varis vakalarında ise bu damarlar görünür alanda yer almaz; ancak şikâyetlerin niteliği, görünür varislerle aynı şekilde karşımıza çıkmaktadır."

Huzursuz Bacak ve Sürekli Kaşıntı

Gizli varisin semptomları arasında yer alan huzursuz bacak hissi nedeniyle, hastaların sürekli olarak bacaklarını hareket ettirme veya otururken pozisyonlarını değiştirme ihtiyacı duyabildikleri belirtildi. Ayrıca, herhangi bir alerjik reaksiyon veya böcek ısırığı gibi dışsal bir neden bulunmadığı halde sürekli devam eden kaşıntıların da bu durumun bir parçası olabildiği kaydedildi. Koçyiğit, "Bacakta herhangi bir tıbbi neden olmamasına rağmen sürekli bir kaşıntı hissi oluşabilir" şeklinde açıklama yaptı.

Gece Kramplarının Nedenleri

Toplardamar kapakçıklarının düzgün bir şekilde çalışmaması durumunda, kanın bacaklarda birikmeye başladığı ve bunun özellikle gece kramplarına yol açtığı belirtildi. Koçyiğit, "Toplardamar kapakları görevini sağlıklı bir şekilde yerine getirmediğinde, aşağı yöne doğru kan kaçağı ve bacaklarda venöz kan birikimi meydana gelir. Bu durumun dokuların oksijenlenmesini olumsuz etkilediği ve özellikle gece saatlerinde kramplara sebebiyet verdiği görülmektedir" dedi.

Gün İçinde Artan Ödem ve Şişlik

Gün içerisinde bacaklarda meydana gelen şişliklerin de dikkatle takip edilmesi gerektiği ifade edildi. Doç. Dr. Koçyiğit, bu durumun belirtileri hakkında şu bilgileri paylaştı: "Sabahları rahat olan ayakkabıların akşam saatlerine doğru dar gelmeye başlaması ile ayak bileklerinde ve ayaklarda gün içinde artan şişlikler, bu problemin önemli işaretleri arasındadır."

Şişliğin Farklı Nedenleri

Bacaklarda oluşan ödemin her zaman varis kaynaklı olmayabileceği konusunda uyarıda bulunan Koçyiğit, lenfödemin yanı sıra kalp ve böbrek kaynaklı sistemik sorunların da benzer şikâyetlere yol açabileceğini hatırlattı. Lenfatik sistemin toplardamar sisteminden yapısal olarak farklı olduğunu belirten uzman, "Lenfatik sistemde bir aksaklık yaşandığında lenfödem gelişebilir. Ancak bacaklardaki ödemin asıl kaynağını belirlemek için öncelikle kalp ve böbrek fonksiyonlarının kontrol edilmesi gereklidir. Kalp yetmezliği veya böbrek fonksiyon bozuklukları da ayak ve bacaklarda şişliğe neden olabilir" şeklinde konuştu.

Tanı ve Teşhis Süreci

Bu nedenle hastaların öncelikle ilgili branşlara başvurarak kalp, böbrek veya damar kaynaklı bir sorun olup olmadığını netleştirmeleri gerektiği, bu ihtimaller elendikten sonra lenfatik sistem açısından inceleme yapılabileceği belirtildi. Huzursuz bacak hissi, kaşıntı, gece krampları ve gün içi ödem gibi şikâyetlerin toplardamar sistemi açısından değerlendirilmesinde Doppler ultrasonografinin kritik bir rol oynadığı ifade edildi. Koçyiğit, "Doppler incelemesi sayesinde damar kapakçıklarının çalışma durumu ve toplardamar sistemindeki kaçakların tespiti sağlanabilir. Gizli varis erken dönemde teşhis edildiğinde, uygun hastalar için tedavi süreçlerinde başarıyla sonuçlar alınabilmektedir" dedi.

\n

Ameliyatsız Tedavi Seçenekleri

Günümüzde varis tedavisinde cerrahi müdahaleye gerek kalmadan uygulanan yöntemlerin mevcut olduğu belirtildi. Bu yöntemler arasında radyofrekans ve lazer ablasyon tekniklerinin öne çıktığı kaydedildi. Koçyiğit, "Bu tekniklerde, kaçak yapan ve işlevini kaybeden damar, lazer veya radyofrekans enerjisi kullanılarak kapatılır. Sorunlu damar kapatıldığında, kan sağlıklı damarlar üzerinden kalbe doğru akmaya devam eder. Böylece bacaklarda oluşan ödem, kramp ve kaşıntı gibi şikâyetlerde belirgin bir azalma sağlanabilir" açıklamasını yaptı.

Tedavi Kararı ve Yaşam Kalitesi

Her varis vakasının mutlaka girişimsel bir tedavi gerektirmediği, tedavi kararında hastanın şikâyetlerinin yaşam kalitesini ne derece etkilediğinin temel kriter olduğu vurgulandı. Şikâyetlerin hafif seyrettiği durumlarda medikal tedavilerin ve varis çoraplarının kullanımının yeterli olabileceği; ancak yaşam kalitesini ciddi şekilde kısıtlayan belirgin şikâyetlerde ise uygun girişimsel tedavilerin değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Genetik Faktörler ve Yaşam Tarzı

Varis vakalarında genetik yatkınlığın temel risk faktörlerinden biri olduğu, ailede varis öyküsü bulunan bireylerde hastalığın daha genç yaşlarda ortaya çıkabileceği belirtildi. Gebelik döneminin de varis riskini artırdığı ve kadınlarda görülme sıklığının yüksek olmasının nedenlerinden biri olduğu kaydedildi. Ayrıca, sürekli ayakta çalışmak, uzun süre aynı pozumu korumak ve hareketsiz bir yaşam tarzı risk faktörlerini artırırken; yürürken kasların çalışmasının toplardamar kanının kalbe doğru taşınmasına katkı sağladığı belirtildi.

\n

Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Genetik faktörlerin değiştirilemeyeceği ancak yaşam tarzı düzenlemeleriyle hastalığın ortaya çıkış zamanı ve şikâyetlerin şiddeti üzerinde kontrol sağlanabileceği ifade edildi. Koçyiğit, "Genetiğin üzerinde değişiklik yapamayız; ancak yaşam şartlarımızı buna göre planlarsak, sorunla karşılaştığımız yaşımızı öteleyebilir ve buna bağlı şikâyetlerimizi minimize edebiliriz" dedi. Hareketli bir yaşamın kritik önemine değinen uzman, uzun süre hareketsiz şekilde ayakta durmaktan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Dinlenme anlarında oturmanın veya bacakların dinlendirilmesinin damarların kanı kalbe göndermesine yardımcı olabileceği, bunun da ödem ve gece kramplarının hafiflemesine katkı sağlayabileceği belirtildi.

\n

Ayakkabı Seçimi ve Yanlış Bilgiler

Topuklu ayakkabı kullanımının damar yapısı üzerinde doğrudan bir varis tetikleyicisi olmadığı belirtildi. Koçuyğit, topuklu ayakkabıların asıl olarak ayağın duruş pozisyonu ve başparmak eklemine binen yük nedeniyle ortopedik problemlere sebebiyet verdiğini açıkladı.

\n

İlerlemiş Vakalar ve Venöz Yaralar

Gizli varisin ihmal edilmesi durumunda, zamanla dışarıdan fark edilebilen varis vakalarına dönüşebileceği ve ileri aşamalarda ciltte ciddi sorunlar yaratabileceği kaydedildi. Koçyiğit, "Hastalık ilerledikçe damarların belirginleşmesinin yanı sıra ciltte renk değişimleri görülebilir. Daha ileri evrelerde ciltte kuruluk ve pullanma meydana gelebilir. Bu durumun ardından yaralar oluşabilir. Toplardamar yetmezliğine bağlı gelişen bu yaralara venöz yara adı verilir" şeklinde konuştu. Yaraların enfekte olarak akıntılı hale gelebileceği durumlarda tedavinin zorlaştığı belirtilerek, varislerin belirginleşmesini beklemeden, şikâyetler başladığı anda hekime başvurulmasının kritik önemi vurgulandı.

\n

İdeal Tedavi Dönemi ve Çevresel Faktörler

Varis tedavilerinin genellikle sonbahar ve kış aylarında daha konforlu şekilde uygulanabildiği, sıcak havalarda kullanılan ilaç ve varis çoraplarının hastalar için daha zorlayıcı olabileceği belirtildi. Sıcak havanın damarların genişlemesine neden olarak varıs şikâyetlerini artırabileceği hatırlatıldı. Koçyiğit, "Varis hastalarının sauna ve hamam gibi aşırı sıcak ortamlarda uzun süre kalmalarını önermiyoruz. Sıcak kumda uzun süre kalmak da şikâyetleri tetikleyebilir. Sonbahar ve kış dönemine girerken varis şikâyeti olan kişilerin kontrol yaptırmaları önemlidir. Gerekli durumlarda Doppler ultrasonografi ile damar sistemi değerlendirilerek problemlerin erken dönemde ele alınması sağlanmalıdır." sözleriyle açıklamalarını tamamladı.

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
  • BIST 100

    12290,58%-2,40
  • DOLAR

    48,91% 0,05
  • EURO

    55,55% 0,06
  • GRAM ALTIN

    6588,96% 0,04
  • Ç. ALTIN

    10481,80% 0,00
Reklam