Reklam

Beyin Yaşınız Takvim Yaşınızdan Farklı Olabilir

Nörolog Dr. Şule Karaarslan beyin biyolojik yaşını koruma yollarını anlattı.

Beyin Yaşınız Takvim Yaşınızdan Farklı Olabilir
YAŞAM 2.09.2026 16:14:17 0

Beynin Biyolojik Yaşı Nedir?

Ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte, yaşa bağlı kronik ve bilişsel hastalıkların görülme sıklığı da artış gösteriyor. Bu durum, tıp dünyasının odağını yalnızca yaşam süresini uzatmaktan ziyade, bedensel ve zihinsel sağlığın korunduğu kaliteli bir yaşam sunmaya yöneltmiş durumda. Burtom Biyofiz Tıp Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Şule Karaarslan, beynin biyolojik yaşının takvim yaşından farklı olabileceğini ve biyolojik yaşın, beynin ve vücudun sağlıklı yaşlanma sürecinin bir göstergesi olduğunu ifade etti. Uzm. Dr. Karaarslan, ileri yaş grubunda olmasına rağmen merak duygusunu canlı tutan, sürekli yeni şeyler öğrenen ve hatta aktif olarak çalışmaya devam eden bireyler ile aynı takvim yaşına sahip olup evden çıkmayan, sosyal iletişimi azalmış, kronik hastalıklarla mücadele eden ve günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanarak başkalarının yardımına muhtaç hale gelen bireylerin biyolojik yaşlarının tamamen farklı olduğuna dikkat çekti.

Bilişsel Değerlendirme Nasıl Yapılır?

Beynin biyolojik yaşını değerlendirirken hem fonksiyonel hem de yapısal parametrelerin birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Şule Karaarslan, alzheimer ve bilişsel gerilemeye karşı erken tanı yöntemleri ile sağlıklı yaş alma konusundaki bilgilerini paylaştı. Bilişsel değerlendirmenin ilk adımının aile öyküsünün alınması, bugüne kadar geçirilen sağlık sürecinin ve rutin yaşam alışkanlıklarının sorgulanması olduğunu belirtti. Ardından ayrıntılı bir nörolojik muayene yapıldığını ve hafıza testleri uygulandığını ifade etti. Bu testlerin dikkat, planlama, hafıza, görsel yapılandırma, hesaplama, soyut düşünce, karar verme ve dil becerileri gibi yetileri değerlendirdiğini, gerektiğinde depresyon değerlendirme testlerinin de eklendiğini söyledi. Nöropsikolojik testlerin beynin farklı bölgelerinin işlevlerini değerlendirme imkanı tanıdığını ve beynin nasıl çalıştığına dair önemli bilgiler sunduğunu aktardı.

Görüntüleme ve Kan Testleri

Beyin MR görüntülemesi ile beynin yapısal değişikliklerinin, inme gibi hastalıklara bağlı damarsal yüklerin, hafıza merkezinin mevcut durumunun ve yaşa uygunluğunun, ayrıca beyin hacminin değerlendirildiğini belirtti. Kan tahlillerinin de beyin ve vücut sağlığı hakkında önemli bilgiler verdiğini ifade eden Karaarslan, tam kan sayımı, kan şekeri, B grubu vitaminler, homosistein, D vitamini, tiroid fonksiyon testleri, demir ve ferritin düzeyi gibi rutin testlerin yapıldığını söyledi. Düşük tiroid hormonu veya vitamin eksikliklerinin düzeltilmesiyle bazı hafıza problemlerinin giderilebileceğini vurguladı. Erken teşhis açısından kan testlerinin önemine değinen uzman, daha önce bel omurilik sıvısından bakılan bazı biyolojik belirteçlerin artık kan tahlili ile de incelenebildiğini ve takip edilebildiğini belirtti. Bu gelişmeler sayesinde hastalığın çok erken safhalarda yakalanıp tedavi edilebilme şansının doğduğunu ifade etti. Kan biyobelirteçlerinin başında A42/40 oranı ve pTau217'nin geldiğini, merkezlerinde uygun hastalarda bu testlerin başarıyla uygulandığını aktardı.

Yaşam Tarzı Önerileri

İleri görüntüleme yöntemleri ve genetik analizlerin de tanı algoritmalarında yer aldığını kaydeden Uzm. Dr. Karaarslan, biyolojik yaşlanmanın yaşam tarzı düzenlemeleriyle yavaşlatılabileceğini vurguladı. Zihinsel ve bedensel sağlığı korumak için şu tavsiyelerde bulundu:

Kaliteli uyku ve melatonin: Derin uyku sırasında beynin yenilenme sürecine girdiğini ve gün boyunca biriken atıkların temizlendiğini belirtti. Melatonin hormonunun en yoğun salgılandığı 23.00-03.00 saatleri arasında uykuda olunması gerektiğini ifade etti. Yatmadan 1-2 saat önce cep telefonu, bilgisayar, televizyon gibi mavi ışık kaynaklarından uzak durulmasının önemli olduğunu söyledi.

Düzenli egzersiz: Hareketsiz yaşamın kilo alımı, kas ve damar rahatsızlıklarının yanı sıra bilişsel gerilemeyi de tetiklediğini belirten Karaarslan, düzenli egzersiz ve aktif olmanın hem beden hem beyin sağlığı için elzem olduğunu vurguladı.

Sosyal bağlar ve sürekli öğrenme: Sosyal olmanın, çevreyle iletişim halinde olmanın, arkadaşlarla vakit geçirmenin, yeni hobiler edinmenin, üretmenin ve yeni şeyler öğrenmenin zihin ve ruh sağlığı için çok önemli olduğunu ifade etti. Merak duygusunu kaybetmeyen ve öğrenmeye hayatı boyunca devam eden insanların bilişsel fonksiyonlarının çok daha iyi korunduğunu belirtti.

Beslenme alışkanlıkları: Akdeniz diyeti gibi beslenme tarzlarının beden ve zihin sağlığını olumlu etkilediğini söyleyen uzman, taze sebze, yeşillik, tam tahıl, antioksidan açısından zengin meyveler (nar, yaban mersini, pancar gibi), baklagiller, sızma zeytinyağı, balık ve beyaz etin önceliklendirilmesi, kırmızı et tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini belirtti.

Uzun Yaşamın Sırları

Uzm. Dr. Şule Karaarslan, uzun yaşam süresine sahip toplumlar incelendiğinde ortak özelliklerinin; sosyal olmak, yardımlaşmayı ve iyilik yapmayı sevmek, üretken olmak, sürekli hareket etmek ve beslenmeye dikkat etmek olduğunu kaydetti. Bütüncül sağlık takibinin önemine değinen Karaarslan, vitamin ve hormon eksikliklerinin tamamlanması, görme ve işitme yetilerinin kontrolü, bağırsak sağlığının korunması, kabızlıktan kaçınılması, sigaradan uzak durulması ve depresyon gibi ruhsal bozukluklarda profesyonel destek alınmasının zihinsel ve bedensel zindeliğin ayrılmaz parçaları olduğunu ifade etti.

Hedefin her zaman kendine yetebilen, bağımsız ve üreten bir beyin yapısını korumak olduğunu hatırlatan Dr. Şule Karaarslan, hafıza şikayeti olan bireylerin bu şikayetleri geçiştirmeyip erken tanı ve tedavi şansı için mutlaka bir nöroloğa başvurması gerektiğinin altını çizdi.

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
  • BIST 100

    17475,31%-1,05
  • DOLAR

    48,43% 0,24
  • EURO

    56,30% -0,13
  • GRAM ALTIN

    6964,36% 0,22
  • Ç. ALTIN

    11040,76% 0,00
Reklam