Dr. Hasan Hüsnü Eren: "Zeolit tabiatın kadim şifa taşıdır ancak doğru kullanılmazsa tehlike saçabilir"

Dr. Hasan Hüsnü Eren: "Zeolit tabiatın kadim şifa taşıdır ancak doğru kullanılmazsa tehlike saçabilir"

KÜLTÜR - SANAT 10.07.2026 11:38:25 0
Dr. Hasan Hüsnü Eren:
Doğal taşlar ve tamamlayıcı tıp alanında son dönemin en çok konuşulan maddelerinden biri olan zeolit, Uzman Dr. Hasan Hüsnü Eren’in kaleme aldığı "Zeolit Tabiatın Kadim Şifa Taşı" isimli kitapla yeniden gündeme geldi. Kitabında zeolitin vücuttaki ağır metalleri ve toksinleri temizleme gücüne değinen Dr. Eren, madenin doğru işlenmediği ve bilinçsiz tüketildiği takdirde geri dönülemez sağlık problemlerine yol açabileceği konusunda kritik uyarılarda bulundu.

Son yıllarda popülaritesi artan zeolit madeninin insan sağlığı üzerindeki etkilerini ve bilinçsiz kullanımın yol açabileceği gizli tehlikeler kaleme alındı. Zeolit taşının günlük hayatta birçok yerde kullanıldığına değinen Dr. Eren, "Zeolit, doğada volkanik lavların deniz sularıyla alkali reaksiyona girmesi sonucu milyonlarca yılda oluşan, gözenekli ve kristal yapıya sahip doğal bir mineraldir. Kimyasal olarak sulu alüminyum silikatlar sınıfına girer. Onu diğer minerallerden ayıran en önemli özelliği ise mikroskobik düzeydeki bal peteği (kafes) yapısıdır. Zeolit sağlık, tarım ve hayvancılık, çevre ve nükleer temizlikte ve su arıtmada kullanılan doğal bir taştır.

"Vücudun ağır metal kalkanı"
Zeolitin kristal kafes yapısı sayesinde vücuttaki toksik maddeleri adeta bir mıknatıs gibi çektiğini belirten Dr. Hasan Hüsnü Eren,"Doğru işlenmiş ve klinikte kullanıma uygun hale getirilmiş zeolit, modern insanın en büyük problemi olan kurşun, cıva, alüminyum gibi ağır metallerin vücuttan atılmasında tabiatın bize sunduğu en kadim şifa taşlarından biridir. Özellikle sindirim sistemi ve bağışıklık üzerinde olumlu etkileri klinik gözlemlerle sabittir" şeklinde konuştu.

"Her zeolit şifa değildir"
Kitabında zeolitin sadece faydalarına değil, halk arasında bilinmeyen ölümcül risklerine de geniş yer ayıran Dr. Eren, doğada onlarca farklı zeolit türü bulunduğunu vurguladı. Türkiye’de özellikle Kapadokya bölgesindeki bazı köylerde geçmişte yaşanan akciğer kanseri (mezotelyoma) vakalarını örnek gösteren Dr. Eren, "Zeolit ailesine mensup olan ’eriyonit’ lifli yapısı nedeniyle solunduğunda veya vücuda alındığında asbestten çok daha güçlü bir kanserojen etki gösterebilir. Dolayısıyla aktarlardan veya internetten kaynağı belli olmayan, ’doğal şifa’ adı altında satılan işlenmemiş zeolit tozlarının tüketilmesi karaciğer, böbrek ve akciğerlerde ciddi tahribatlara yol açabilir. Bağışıklık sistemi, çoğu insanın düşündüğünden daha karmaşık bir orkestradır. Sadece mikroplarla savaşan askerlerden ibaret değildir. Aynı zamanda bir denge sistemidir. Bağışıklık sistemi en yoğun olarak bağırsakta konuşlanmıştır. Bağırsak iç ortamı ne kadar dengeli olursa, bağışıklık hücreleri o kadar sakin çalışır. Eğer bağırsak lümeninde irritan yük fazlaysa, bağışıklık sistemi sürekli tetikte kalabilir." ifadelerini kullandı.

"Klinik derecede saf olmalı"
Teticilerin ve tüketicilerin mutlak suretle sertifikalı ürünlere yönelmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Eren, "Bir zeolit ürününün sağlığa faydalı olabilmesi için klinikte kullanılabilir (klinoptilolit) formda olması, ağır metallerden arındırılmış ve mikronize edilmiş (küçültülmüş) olması şarttır. Doğadan çıktığı gibi, sanayi tipi veya tarım tipi zeolitlerin insan vücuduna alınması şifa değil, hastalık getirir" dedi.
  • BIST 100

    17928,05%1,41
  • DOLAR

    46,97% 0,17
  • EURO

    53,75% 0,07
  • GRAM ALTIN

    6206,24% -0,18
  • Ç. ALTIN

    9887,48% -0,72