KALEMİ KIRILAN GAZETECİ
Şerif Gürbaş Köşe yazısı
Önceki gün kendisi hakkında yerel bir gazetede çıkan yazıyla ilgili, İnegöl’deki basın mensuplarını makamına davet eden İşadamı Mehmet Yıldız, konuşmasında Sevim Yıldız Meslek Eğitim Kampusunu neden yapmadığını, üstü kapalı da olsa da, anlatmaya çalıştı. Mehmet Yıldız, meslek eğitim kampusunu, kısaca kendisine verilen sözlerin yerine getirilmediği için yapmadığını açıklarken, bazı zevatlara da gazetecilik dersi verdi.
Konuşmasının başında kendisinin bir gazeteci tarafından günah keçisi olarak gösterildiğini, bu yüzden basın açıklaması yapma gereğini duyduğunu belirten İşadamı Mehmet Yıldız, çok kızmış olacak ki, söz konusu yazıyı kaleme alan zatı muhteremi adeta çocuk gibi azarladı.
İşadamı Mehmet Yıldız’ın açıklamalarından anladık ki, zatı muhterem meğer bugüne kadar hep izin alarak yazıyormuş, hani o açık mektuplar filan hep danışıklı dövüşmüş. Kim bilir, kimin gazına geldi de izin almadan böyle bir yazı yazıp, ağzına yüzüne bulaştırdı.
İnegöl’de kendinden başka gazeteci tanımayan, her şeyi ben bilirim havasında olan zatı muhterem ise, ben ne büyük adamım havasıyla gittiği ve büyük müjdeler duyacağını zannettiği basın toplantısında işadamı Mehmet Yıldız’ın kendisine yönelttiği sözlerle resmen madara oldu.
İşadamı Mehmet Yıldız’a ilk kez danışmadan köşe yazdığı ortaya çıkan zatı muhteremin dün adeta kalemi kırıldı. Kara kutusu açılan ve bugüne kadar yazdığı açık mektupların aslında iadeli taahhütlü mektuplar olduğu ortaya çıkan zatı muhterem, Mehmet Yıldız’a karşı kendini her savunmaya kalkışında ise adeta duvara tosladı.
Morali bozulan ve dizlerinin bağı çözülen zatı muhteremin, toplantı bittiğindeki yüz ifadesini ise ömrüm boyunca unutmayacağım.
Konuşmasında zatı muhtereme yönelik birçok ağır ifadelerde bulunan Mehmet Yıldız’ın manşet haberde yer vermediğimiz bazı cümlelerini ise burada sizlerle paylaşmak istiyorum.
“Gazetecilik, araştırmak, incelemek, düşünmek, hiç kimseyi yanıltmadan gerçekleri doğruları imkânları doğrultusunda duyurmaktır. Tek taraflı duyurma değildir. X gazetesinde yazıyı gördükten sonra kendi kendime hareketsiz kalmayacağımı düşündüm. Eğer zatı muhterem, bana böle bir yazı yazacağım deseydi, böyle bir şey yapma zamanı değil derdim. Bu gazetede bu yazıyı yazan kişi, keşke bildiklerini cesareti olup yazsaydı, beni günah keçisi yapmasaydı. Neden bildiklerini yazmadın? Ne bekliyorsun? Bir gazeteci araştırır, inceler, düşünür, hiç kimseyi yanıltmadan, gerçekleri, doğruları, imkânları dâhilinde duyurur.
Ben sizi bu yazıdan ötürü çağırdım. Yoksa zatı muhterem bana geçmişte de geldi. ‘Mehmet ağabey yazabilir miyim?’ dedi. O gün yazma dedim. Bugün ki kızgınlığım zatı muhtereme. Keşke bu yazıyı yazmadan önce yine sorsaydı. Bu yazıyı yazarsa kızacağımı ve çağıracağımı da biliyordu. O kadar geri zekâlı değil.
-
BIST 100
17148,87%-1,10
-
DOLAR
45,73% -0,10
-
EURO
53,38% 0,07
-
GRAM ALTIN
6686,84% 0,85
-
Ç. ALTIN
10725,86% 0,00




