KALEMİ KIRILAN GAZETECİNİN HEZEYANLARI

Şerif Gürbaş`ın Haber Yorum Gazetesindeki Köşe Yazısı

23.09.2011 13:24:12 0
KALEMİ KIRILAN GAZETECİNİN HEZEYANLARI

Kalemi Kırılan Gazetecinin Hezeyanları

İlk duyduğumda çok güldüğüm bir bilmece var.  Karşıdan baktım anam gibi, yanına geldim babam gibi. Cevabı; Zeki Müren. Gerçekten rahmetli Zeki Müren giyinişi ve hareketleriyle biraz kadını anımsatırdı. İcra ettiği sanatın zirvesinde iken hayatını kaybetti. Ardından gelenler onu taklit etmeye çalıştılarsa da çok başarılı oldukları söylenemez.

Günümüzde ise Zeki Müren’in tam tersi, karşından bakıldığında adam sanılan, ama tanıyınca adamlıktan nasibini almamış, gazeteci kılığında, güya memleket sevdalısı bir zatı muhterem var. Farkındaysanız bu zatı muhterem, sürekli İnegöl’ü düşünen ve İnegöl’ün kalkınması için çabalayan bir görüntü çizmeye çalışıyor.

Karşıdan bakıldığında adam sanılan bu zatı muhteremin, geçtiğimiz günlerde ilk defa birilerine danışmadan yazdığı açık mektubu başına iş açtı.  Zatı Muhterem güya yazdığı açık mektupla, İşadamı Mehmet Yıldız’a meslek eğitim kampüsünü yaptırmaya, hatta bir kısmını da üniversiteye devretmeye ikna edecekti.

Zatı muhterem, işadamı Mehmet Yıldız’a yönelik yazdığı açık mektubunu kimin icazetiyle kaleme aldı bilinmez ama, müjde duyacağını zannettiği işadamı Mehmet Yıldız’dan öyle hakaretler işitti ki, ben olsam, bir daha o kalemi elime almam. Hatta gazeteciliği bırakırım.

Kara kutusu açılan, yazdığı açık mektupların aslında iadeli taahhütlü mektuplar olduğu ortaya çıkıp adeta madara olan zatı muhterem, dün utanmadan, sıkılmadan kırık kalemiyle, kendini aklayıp yine zeytin yağ gibi üste çıkmak için, saçmalıklarla dolu bir yazı daha yazmış. 

Küçük Emrah gibi acılara bürünerek kaleme aldığı yazısın da demiş ki, yazı yazarken ülkem, ya da ilçem zarar görür mü, ya da ne kazanır onu düşünerek yazıyorum.

Ya zatı muhterem, sen kendi başına yazı yazamasın ki. Çünkü sen icazet alarak yazan, neyin yazılıp neyin yazılmayacağını kendi başına tayin edemeyen zavallının birisin. Bunu ben demiyorum koskoca işadamı Mehmet Yıldız diyor. Dediklerini de zaten bütün İnegöl basını işitti.

Zaten ikide bir kaleme aldığın, İnegöl merkez ilçe olmasın yazıları da tamamen kendi çıkarların için. İnegöl sevdalısı olmanla, ya da İnegöl’ün çıkarları ile uzaktan yakından alakası yok. Çünkü İnegöl merkez ilçe olursa, resmi ilan gelirlerin azalacak, sen onun derdindesin. Yine İnegöl’ün il olmasını istemen de, tamamen kendi menfaatin icabı. Yani İnegöl il olunca da, resmi ilan gelirin ikiye katlanacak. Senin derdin bu. Kamuoyuna İnegöl sevdalısıyım,  İnegöl’ün çıkarları için yazıyorum, koşturuyorum ayaklarını bırak yutturamazsın…

Zatı muhterem diyor ki, Birileri gazetesi kapansın, meydan kendilerine kalsın istiyormuş. Ama yağma yokmuş, doğruları yazmaya devam edecekmiş.

Madem doğruları yazan birisin ve yazmaya devam edeceksin, neden üç yıldır Mehmet Yıldız’a söz veripte sözünü tutmayanları yazmıyorsun. Neden gerçekleri yazmak için illa birilerinden icazet bekliyorsun. Yoksa Mehmet Yıldız’a söz veripte, sözünde durmayanlara karşı bir zaafın mı var. Eğer bildiklerini yazmaya korkuyorsan, ver bana bilgi ve belgeleri, kim ne söz vermişte tutmamış ben yazayım.

Son olarak, kalemi kırılan gazeteci başlıklı köşe yazım için, bizzat gazetemizi arayarak, şahsıma tebrik ve teşekkürlerini ileten İşadamı Mehmet Yıldız’a, bende buradan zatı muhteremin ipliğini pazara çıkarılmasında büyük emekleri için teşekkürlerimi sunuyorum.

 

  • BIST 100

    17148,87%-1,10
  • DOLAR

    45,73% -0,10
  • EURO

    53,38% 0,07
  • GRAM ALTIN

    6686,84% 0,85
  • Ç. ALTIN

    10725,86% 0,00