Karacabey'de Yaşanan Dehşetin Ardından Gökçe Alkan'ın Ailesinden Adalet Çağrısı
Bursa'da arkadaşı tarafından öldürülen 18 yaşındaki Gökçe Alkan'ın ailesi, yaşanan korkunç olay sonrası adalet talep ediyor.
Bursa'da Yaşanan Dehşet ve Ailenin Adalet Çığlığı
Bursa'nın Karacabey ilçesine bağlı Güngörmez Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ormanlık alanda meydana gelen korkunç olayda, 18 yaşındaki Gökçe Alkan, erkek arkadaşı Mustafa B. tarafından boğazı kesilerek katledildi. Yaşanan bu vahim olay sonrası Gökçe'nin ailesi büyük bir acı yaşarken, yaşananların detaylarını ve adalet taleplerini kamuoyuyla paylaştı. Gökçe'nin annesi Zeynep Alkan, kızı için gözyaşları içinde adalet beklediğini ifade ederken, olayın yaşandığı gün kızıyla yaptığı son görüşmeyi anlattı. Anne, Gökçe'nin dışarı çıkmak istediği anlarda kendisini uyardığını ancak genç kızın bu uyarıları dikkate almadığını belirtti. Zeynep Alkan, kızıyla saat 18.00'e kadar birlikte olduklarını ve bu saatten sonra kızı dışarı çıkmak istediğini dile getirdi. Annesinin "Çıkma" demesine rağmen Gökçe'nin kararlı bir şekilde "Çıkacağım" diyerek evden ayrıldığını aktardı. Anne, kızıyla olan ilişkisi içerisinde herhangi bir sorun veya tehdit durumu hakkında bilgi almadığını, Gökçe'nin her şeyi kendi içinde yaşadığını ve sakladığını ifade etti.
"Kızımın kimseye zararı yoktu. Olay günü gitmemesini söyledim."
Gökçe'nin ablası Özlem Akbay, kardeşinin karakteri ve olay günü yaşananlar hakkında çarpıcı detaylar paylaştı. Özlem Akbay, kardeşinin son derece sessiz, sakin, sürekli gülümseyen ve kimseye zararı dokunmayan bir genç kız olduğunu vurguladı. Olaydan kısa bir süre önce kardeşinin kendisini arayıp yanına çağırdığını belirten Akbay, o akşam birlikte vakit geçirdiklerini ve kardeşinin keyfinin yerinde olduğunu ifade etti. Akbay'ın anlatımına göre, Gökçe'nin erkek arkadaşı Mustafa B., iki gündür kendisine ulaşamadığını ve hastanede olduğunu iddia etmişti. Ancak Özlem Akbay, bu durumun bir yalan olduğunu sezmiş ve kardeşine bu kişinin kendisine yalan söylediğini kanıtlayacağını söylemişti. Akbay, durumun ciddiyetini anlamak için hastaneleri aradığını ancak herhangi bir bilgi alamadığını kaydetti.
"Ona kaza yaptım. Aracım pert oldu. Hastanedeyim deyip çağırmış. Kardeşim onunla görüşmek için değil ondan ayrılmak için yanına gitti."
Olay günü Mustafa B.'nin tekrar arayıp kaza yaptığını ve aracını göstermek istediğini bildirdiği anlarda, Özlem Akbay kardeşini uyarmış ancak Gökçe, "Yüzleşmek istiyorum, göreyim bakalım" diyerek arkadaşıyla buluşmaya gitmişti. Bu durumun planlı bir cinayet olduğunu düşündüklerini belirten Akbay, olay sonrası hastaneye giderek şüpheliyle karşı karşıya geldiğini ancak şüphelinin sessiz kaldığını ifade etti. Ayrıca, Gökçe'nin bir başkaları tarafından farklı söylentilere maruz kaldığı, ancak aslında başka bir telefonunun olduğu ve bu telefonun ölümünden sonra sahile atıldığı bilgisini çevreden öğrendiğini dile getirdi.
"Adalet istiyorum. Benim kızıma nasıl öldürdüyse ona da aynısının yapılmasını istiyorum."
Gökçe'nin ailesi, özellikle adaletin sağlanması noktasında kararlı duruşlarını sergilediler. Zeynep Alkan, sadece kendi kızı için değil, tüm genç kızlar için adalet çağrısında bulundu. 5 Ekim tarihinde düzenlenen yürüyüşte de "Bütün Gökçelere, bütün kızlara adalet istiyorum. Benim yaşadığımı hiçbir anne yaşamasın" sözleriyle toplumda büyük bir farkındalık yarattı. Gökçe'nin ailesi, yaşananların bir şekilde cezasız kalmaması için hukuki sürecin titizlikle takip edilmesini talep etti.
"Melek gibi bir kızdı. 18 yaşına kadar el bebek gül bebek besledik. Güzel bir şekilde hayatını yaşamaya çalıştı. Hayatının en güzel anında katledildi."
Gökçe'nin dayısı Şenol Yavuz da yaşadıkları büyük acıyı dile getirirken, yeğeninin çok özel bir çocuk olduğunu vurguladı. Yavuz, Gökçe'yi 18 yaşına kadar büyük bir özenle büyüttüklerini ve onun en güzel yaşlarında bu şekilde hayattan koparılmasının büyük bir trajedi olduğunu belirtti. Yavuz, olayı ilk öğrendiğinde durumun bu kadar ağır olduğunu bilmediğini, kendisine sadece Gökçe'nin hastaneye kaldırıldığı bilgisi verildiğini, ancak olay yerindeki dehşeti ve cinayetin detaylarını daha sonra öğrendiklerini ifade etti.
"Baştan kötü bir olay olduğunu söylemediler. Hastaneye kaldırıldığını söylediler. O şekilde gittim de bu olayın bu şekilde cereyan ettiğini öğrendik."
Olayın hukuki ve teknik detaylarına bakıldığında, Gökçe Alkan'ın bu yıl Farabi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Sağlık Hizmetleri Alanı'ndan mezun olduğu ve iş arayışında olduğu öğrenildi. Ailenin üç kız çocuğundan en küçüğü olan Gökçe, adli süreçler tamamlandıktan sonra büyük bir üzüntüyle toprağa verildi. Cenaze töreninde çok sayıda kişi katılım sağlarken, yaşanan olaylar bölgede büyük bir infiale neden oldu. Gökçe'nin cenazesi, resmi otopsi işlemlerinin ardından aileye teslim edildi ve Uluabatlı Hasan Camisi'nde kılınan namazın ardından son yolculuğuna uğurlandı.
"Gökçeler ölmesin" sloganları eşliğinde düzenlenen yürüyüşte, vatandaşlar ellerinde Türk bayrakları ve Gökçe'nin fotoğraflarıyla kadın cinayetlerine karşı duruş sergilediler.
Gökçe Alkan'ın yaşamı, geride kalanların hafızasında derin yaralar bıraksa da, onun mutlu günlerinde çekilmiş videoları ve cenaze evinin önüne konulan, giymeye doyamadığı spor ayakkabıları, yaşattığı büyük kaybın birer simgesi olarak kaldı. Olayın yaşandığı Karacabeeyin bu trajik noktası, artık birer anı olarak kalırken, ailenin adalet talebi devam etmektedir. Karacabey'de düzenlenen yürüyüşlerde "Gökçeler ölmesin" sloganları yükselirken, toplumun her kesimi bu korkunç olayda adalet arayışına destek verdi. Gökçe'nin sessiz ve gülümseyen yüzü, bu trajik olayla son bulurken, arkasında büyük bir yas ve adalet arayışını bıraktı.
- İMSAK 05:36
- GÜNEŞ 06:59
- ÖĞLE 12:57
- İKİNDİ 16:10
- AKŞAM 18:45
- YATSI 20:03
-
BIST 100
12374,26%-0,56
-
DOLAR
49,17% 0,07
-
EURO
55,37% 0,38
-
GRAM ALTIN
6582,05% 0,63
-
Ç. ALTIN
10537,87% 0,35




