SİVİL SAVUNMA GÜNÜ KUTLANDI

28 Şubat Sivil Savunma Günü, Prof. Dr. Selçuk Yahşi İlköğretim Okulu'nda ilçe protokolünün de katılımı ile gerçekleştirilen programla kutlandı.

GÜNCEL 3.03.2015 09:37:35 0
SİVİL SAVUNMA GÜNÜ KUTLANDI

Ülkemizde uzun yıllardır kutlanmakta olan 28 Şubat Sivil Savunma Günü, dün saat 11.00’da Prof. Dr. Selçuk Yahşi İlköğretim Okulu’nda gerçekleştirilen programla bir kez daha kutlandı. Programa; Kaymakam Ali Akça, İlçe Garnizon Komutan vekili Yüzbaşı Uğur Baş, Belediye Başkan Yardımcısı Alper Taban, İlçe Milli Eğitim Müdürü Fatih Bilican, şube ve okul müdürleri ile çok sayıda öğretmen ve öğrenci katıldı.

İNSANLIK İÇİN ÖNCELİK HAYATTIR

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Selçuk Yahşi İlköğretim Okulu Müdürü Ayhan Ögcem, “İnsanlık için öncelik hayattır. Bir insanı yaşatmak bütün bir insanlığı yaşatmak gibidir. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Savaşta yaralananları ve savaş meydanı dışındaki sivilleri korumak üzere başlayan sivil savunma çalışmaları ülkemizde 1928 yılında şekillenmeye başlamıştır. Bu yıl cephe gerisinde havaya karşı müdafaa ve muhafaza adı altında bir talimatname çıkarılmıştır. Bu düzenleme ile yürütülen hizmetler 1938 yılında 1502 sayılı pasif koruma kanunu çıkarılıp 28 Şubat 1958 tarihinde yürürlüğe girmesi ile devam ettirilmiştir. Sivil savunma, düşman taarruzuna karşı halkın korunması, tabi afetler ve büyük yangınlarda halkın can ve mal kaybının asgari hale indirilmesi, hayatı ehemmiyete haiz her türlü resmi ve özel tesisin korunması, faaliyetlerinin devamı için acil tamir ve ıslahı savunma gayretlerinin sivil halk tarafından desteklenmesi ve cephe gerisindeki halkın maneviyatının korunması, alınacak her türlü silahsız koruyucu ve kurtarıcı faaliyetleri kapsamaktır. Toplumları derinden etkileyen savaş, doğal afet ve yangınlar karşısında güçlü bir sivil savunmaya sahip olmalıyız. Böylece yaşanabilecek can kayıplarını ve travmaları en asgariye indirmiş olacağız. Yaşadığımız acı olaylardan sonra bugün toplum olarak sivil savunmanın ne kadar önemli olduğunu daha iyi bilmekteyiz. Ancak eylem bazında baktığımızda gerekli gayretleri ve çabaları harcamıyoruz. Yarınlarımızda gönüllülüğe dayanan güçlü sivil savunma kuruluşlarını oluşturabilmek dileği ile katılımınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum” dedi.

Müdür Ögcem’in konuşmasının ardından kürsüye çıkan 6-E sınıfı öğrencisi Zeynep Büyükkara; ‘Sivil Savunma’ isimli şiirini okuyarak alkış aldı.

İNSANLARIMIZI BİLİNÇLİ HALE GETİRMELİYİZ

İHH İNİYAK ekip lideri Varol Yılmaz, “İNİYAK her türlü koşulda her türlü canlıyı tehlike ortamından uzaklaştırmak, her türlü kaza, kaybolma, mahsur kalma, yangın, trafik kazası, insan unsuru ön planda tutulmak üzere her türlü canlının kurtarılması ve yaşamının devamını sağlamaya çalışmak, doğal afetlerde, kurtarma gerektiren olaylarda ve kazalarda gönüllü olarak çalışmak, etkin arama kurtarma çalışmaları ve ilkyardım görevini yerine getirmek üzere kurulmuş bir gönüllüler ekibidir. Bütün bu çalışmaları gönüllülük esasına göre yürütmektedir. Grubumuzda değişik mesleklerden arkadaşlar bulunmaktadır. Bizim en büyük gücümüz gönüllülüktür. Bizler başımıza gelebilecek afet ve diğer menfi olaylarda bilinçli hareket edebilirsek bu olayların daha sonra oluşturacağı olumsuzlukları en asgariye indirmiş oluruz. Büyük çaplı afetlerde sonraki ilk 72 saatte profesyonel ekiplerin ve resmi ekiplerin gerek yetersizliği gerekse önceliklerinin bulunması nedeniyle halkın kendi kendine ilk müdahaleyi yapabilmesi artık bilinen bir gerçektir. 99 depreminde ilk 3 günde göçük altından canlı olarak çıkarılan 11 bin 500 kişi çevredeki gönüllü vatandaşlar tarafından, 485 kişi ise daha sonra gelen uzman ekipler tarafından çıkarılmıştır. İnsanlarımızı bu tür arama ve kurtarma çalışmalarında daha bilinçli hale getirmeliyiz. İnegöl’de bu kış kar yağışı bol oldu, resmi kurumlar çalışmalarını önceliklerine göre planladılar. Bu çerçevede vatandaşlarımızın bir kısmı dükkânlarının önündeki ve çatılarındaki karları yollara attılar. Böylece yollardaki kar daha fazla oldu ve araç geçişlerinde engeller oluştu. Oysa vatandaşlar aynı işgücü ile karları yol kıyısına biriktirerek yolların geçişini sağlayabilir, daha rahat bir ortam sağlayabilirlerdi. Benzer durumlarda gönüllü sivil toplum kuruluşları oluşturarak basit önlemlerle hayatımızı daha kolay ve mutlu yapabiliriz. Yapacağımız basit fakat bilinçli bir davranış çevremizde bulunan bir başka insanın hayata tutunmasını sağlayacaktır. Olumsuzlukları kimse istemez fakat hayatın gerçeği olan bu durumlara hazırlıklı olmalıyız” şeklinde konuştu.

Yılmaz’ın konuşmasının ardından 1999 depremini içeren bir sinevizyon gösterisi sergilendi.

İNSANI ÖLDÜREN İNSANIN YAPTIĞI YAPILARDIR

23 Ekim 2011’de yaşanan Van depreminde bölgede görev yapmakta bulunan ve o günkü anılarını anlatmak için kürsüye çıkan okul öğretmenlerinden Fecri Türkmen ise, “Öyle bir an yaşadık ki Allah kimseye yaşatmasın, hiçbir zaman beynimizden silinmeyecek. Öncesinde dünyaya bakışım ile şu anki bakışım çok değişti. 23 Ekim 2011 günü saat 11.00 sıralarıydı. Eski bir binanın 5. katındaydım. Bir tıkırtı başladı, herkes ne olduğunu anlamaya çalışırken birkaç saniye sonra deprem bütün gücüyle başladı. Herkeste büyük bir korku ve panik oluştu. Bir çaresizlik ve şaşkınlık vardı. O an yanımdaki bayan; ‘Allah’ım ne olur bu sefer de beni koru’ dedi. O içtenlikle söylediği duasından önceden büyük bir felaket yaşadığını anlamıştı. Deprem 25 saniye sürdü. Çok büyük bir süreçti. O arada pencereden baktığımda toz dumanlarının yükseldiğini gördüm. O an hayat benim için bitmiş gibiydi. Bir an aklıma çocuklarım geldi. Okul lojmanında kalan çocuklarımın ve eşimin hayatta olup olmadıkları aklıma geldi. Daha sonra ‘Bu depremden ben çıkabilir miyim?’ ve ‘Çıkabilirsem aileme ulaşabilecek miyim?’ soruları aklıma geldi. 25 saniye sonra deprem durdu fakat insanlar korkudan donmuşlardı. Biz yolu açmak için insanlara dokunurken insanlar adeta uykudan yeni uyanmışçasına sokağa fırladılar. Eşime ulaşmaya çalıştım, 7 dakika sonra aileme ulaştım. Ailemin kurtulduğunu öğrenince dünyanın en mutlu insanı oldum. Aileme ulaşmaya çalışırken bir arkadaşım evinin çatısını aradığını söyledi. Evinin çatısını görecek ve evinin sağlam olduğunu anlayacaktı. O günün akşamında eve giremediğimiz için memleketim olan Ağrı’ya gittik. 4-5 gün orada kaldık sonra geri geldim, 6. depremin 1 gün öncesinde ailemiz çağırdı geri gittik. Önceden özenerek hep yüksek binalara bakarak oralarda oturmak iterdim ama şuan baktığımda tam tersine onlardan korkuyorum ve müstakil daireler bana daha cazip geliyor. Allah kimseye bu depremi yaşatmasın. Hükümetlerin yapılaşmalar konusunda kanunlar çıkarmaları gerekir. İnsanlarımızı bu konuda biz eğitmeliyiz ama biz de üzerimize düşen görev olarak bu konuda bilinçlenip yapılarımızı yaparken ona göre davranmalıyız. Aksi takdirde deprem insanları öldürmüyor, insanların yaptıkları insanları öldürüyor. Doğada yaşayan hiçbir insanın depremde zarar gördüğünü göremezsiniz. İnsanı öldüren insanın yaptığı yapılardır. Bu bilinç de umarım dallanır, daha sağlıklı yapılar yaparız, daha sağlıklı yaşarız” dedi.

SKEÇLER SAHNELENDİ

Konuşmaların ardından okul öğrencileri tarafından ‘Çök-kapan-tutun’ ve ‘Trajikomik ilkyardım’ isimli oyunlar sergilendi. Konferans Salonu’nda düzenlenen programın ardından okulun bahçesinde tatbikat gerçekleştirildi. Öğretmenler ve öğrenciler Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekiplerinin direktifleri ile yangın söndürme tüpünü ellerine alarak yakılan ateşi söndürdüler.

HBR: Onurhan BAYRAKTAR

  • BIST 100

    17148,87%-1,10
  • DOLAR

    45,73% -0,10
  • EURO

    53,38% 0,07
  • GRAM ALTIN

    6686,84% 0,85
  • Ç. ALTIN

    10725,86% 0,00