Türk ve Alman Bilim İnsanlerinden Prostat Kanseri İçin Nanoteknolojik Çözüm
Biruni Üniversitesi ve Martin Luther Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen çalışmada, demir tabanlı nanomalzemelerin kanser hücreleri üzerindeki etkileri incelendi.
Türk Bilim İnsanlarından Prostat Kanseri İçin Yenilikçi Nanoteknoloji Çalışması
Biruni Üniversitesi ile Almanya merkezli Martin Luther Üniversitesi Halle-Wittenberg arasında gerçekleştirilen disiplinlerarası bir araştırma kapsamında, demir tabanlı nanomalzemelerin prostat kanseri hücreleri üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde tetkik edildi. Bu kapsamlı çalışmada, demir esaslı metalorganik çerçeve nanomalzeme yapıları farklılaştırıldı ve bu yapıların biyolojik etkileri üzerinde duruldu. Araştırma sonuçlarını değerlendiren Doç. Dr. Zihni Onur Çalışkaner, belirli dozaj ve sürelerle uygulanan bazı yapıların kanser hücrelerinin canlılığını belirgin bir şekilde azalttığını ifade etti. Ancak Çalışkaner, elde edilen bu bulguların klinik uygulamalara geçmeden önce mutlaka daha kapsamlı ve in vivo araştırmalarla desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Akademik İş Birliği ve Metodolojik Yaklaşım
Biruni Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcıları, Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zehra Durmuş ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zihni Onur Çalışkaner, ACS Omega dergisinde yayımlanan makalelerinde araştırmanın detaylarını paylaştılar. Çalışma kapsamında, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri farklılık gösteren üç farklı demir tabanlı nanomalzeme üzerinde duruldu. Bu süreçte, üretilen metalorganik çerçeve (Fe-MOF) esaslı nanomalzemelerin yapıları, şekilleri, ışıkla etkileşimleri ve manyetik alan altındaki davranışları incelendi. Ardından, bu malzemelerin PC-3 prostat kanseri hücreleri üzerindeki etkileri karşılaştırmalı olarak analiz edildi. Araştırmanın bir diğer önemli ayağını ise bu yapıların, kemoterapide yaygın olarak kullanılan doksorubisin ilacı ile birlikte ve manyetik alan eşliğinde sergilediği tepkilerin değerlendirilmesi oluşturdu.
Hücre Canlılığı Üzerindeki Seçici Etkiler
Hücre canlılığı deneyleri sırasında bazı örneklerin öne çıktığını belirten Doç. Dr. Zihni Onur Çalışkaner, belirli doz ve süre kombinasyonlarının uygulandığı durumlarda, prostat kanseri hücrelerinin canlılığının kontrol grubuyla kıyaslandığında neredeyse tamamen ortadan kalktığını bildirdi. Öte yandan, aynı deney koşulları altında normal prostat hücrelerinin daha düşük düzeyde etkilendiği gözlemlendi. Bu durum, söz konusu nanomalzemenin prostat kanseri hücreleri üzerinde daha güçlü ve seçici bir hücresel öldürücü etki sergilediğini kanıtladı. Çalışkaner, bu sonuçların doğrudan bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmemesi gerektiğini hatırlatarak, laboratuvar ortamında elde edilen bu deneysel ön verilerin, nanomalzemenin yapısındaki değişimlerin kanser hücrelerinden alınan yanıtları nasıl etkilediğini gösterdiğini belirtti. Gelecek aşamalarda, bu etkinin mekanizmasının, sağlıklı hücreler üzerindeki etkilerinin ve canlı modellerdeki sonuçlarının derinlemesine incelenmesi planlanıyor.
Manyetik Alanın Tedavi Sürecindeki Rolü
Araştırmanın bir diğer önemli boyutu, demir tabanlı yapıların manyetik özelliklerinin analiziydi. Doç. Dr. Çalışkaner, dışarıdan uygulanan manyetik alanın, özellikle yüksek dozlarda ve uzun süreli uygulamalarda kanser hücre hattı üzerindeki anti-proliferatif etkiyi artırabildiğini tespit etti. Üretilen farklı Fe-Mor (Fe-MOF) yapılarının manyetik alana farklı düzeylerde tepki verdiği saptandı. Özellikle 48 saatlik uygulama sürelerinde, bazı gruplarda hücre canlılığındaki düşüşün çok daha belirgin hale geldiği kaydedildi.
Tasarım ve Yapısal Değişikliklerin Önemi
Biruni Üniversitesi'nden Prof. Dr. Zehra Durmuş, çalışmanın kritik sonuçlarından birinin, üretim aşamasında kullanılan demir kaynağı ve bağlayıcı moleküldeki küçük değişikliklerin malzemenin karakteristik özelliklerini ve biyolojik etkilerini kökten değiştirebildiği olduğunu vurguladı. Durmuş, aynı temel malzeme grubunda yapılan bu yapısal değişikliklerin; malzemenin yapısı, parçacık oluşumu, ışıkla etkileşimi ve hücrelerle olan ilişkisi açısından farklı sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Bu bulgular, sadece kullanılan malzemenin değil, bu malzemenin nasıl tasarlandığının biyolojik karşılık açısından hayati önem taşıdığını kanıtladı. Durmuş, nanomalzemelerin özelliklerinin kontrollü bir şekilde modifiye edilmesinin, gelecekte hedefe yönelik biyomedikal uygulamalar için stratejik bir alan olduğunu belirtti. Hazırlanan iki yapının benzer özellikler gösterdiği, üçüncü yapının ise farklı fiziksel ve optik özellikler sergilediği belirtilirken; demir kaynağı ve bağlayıcı molekülün yapısının, nanomalzemenin performansını belirleyen temel unsurlar olduğu vurgulandı.
\nKemoterapi İlacı ile Kombine Etki Analizi
Prof. Dr. Zehra Durmuş, araştırmada nanomalzemelerin kemoterapide kullanılan doksorubisin ilacı ile kombinasyonunun da test edildiğini belirtti. Yapılan deneylerde, sentezlenen nanomalzemeler ile kemoterapi ilacının birlikte uygulandığı durumlarda, prostat kanseri hücrelerinin canlılığında farklı oranlarda azalma kaydedildi. Ancak Durmuş, bu durumun doğrudan bir tedavi seçeneği olarak hemen kabul edilemeyeceğini, elde edilen bu verilerin ileri araştırmalar ve klinik çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini tekrar etti.
Uluslararası Akademik Katkı
ACS Omega dergisinde yayımlanan bu bilimsel çalışmada, Türkiye ve Almanya'dan çok sayıda akademisyenin katkısı bulunmaktadır. Araştırma ekibinde Prof. Dr. Zehra Durmuş ve Doç. Dr. Zihni Onur Çalışkaner'in yanı sıra, Gebze Teknik Üniversitesi'nden Gizem Kugu ile Martin Luther Üniversitesi Halle-Wittenberg'den Roberto Köferstein, Titus Lindenberg ve Prof. Dr. A. Wouter Maijenburg yer alarak çalışmaya katkı sağlamışlardır.
-
BIST 100
12290,58%-2,40
-
DOLAR
48,91% 0,05
-
EURO
55,55% 0,06
-
GRAM ALTIN
6588,96% 0,04
-
Ç. ALTIN
10481,80% 0,00




