Sosyal Medya´da önce Zeki Karan, sonra Fethi Vacip ismiyle, çeşitli iddalarda bulunarak fenomen olan şahsa, tüm samimiyetimle birkaç kelam yazmak istiyorum. Belki bu yazımın ardından Fethi Vacip, şahsıma da saracak ve benim aleyhimde de bazı akıl dışı iddialarda bulunacaktır, ama sorun değil. Ben doğru bildiklerimi yazıp, takdiri kamuoyuna bırakıcam.
Fethi kardeş, yaklaşık 4 aydır çeşitli iddialarda bulunuyorsun. Özellikle Başkan Alinur Aktaş ile ilgili iddialarına delil olarak, birkaç mesajlaşmayı payaştın. Ancak günümüz teknolojisi ile artık hertürlü montajı yapmak mümkün. Bir erkeği alıp, bir kadınla aynı yatağa koymak, bir kişinin konuşmasını değiştirip, devlete ve millete sövdürmek basit günümüz tekonlojidinde. Bunun örnekleri geçmişte fazlasıyla var. Bu nedenle yazdıklarını ve ortaya attığın iddiları herkes merakla takip etsede, inananların sayısı bir elin parmak sayısını geçmiyor.
Amacının ne olduğunu bilmiyorum. Ama yazdıklarınla özellikle İnegöl Belediye Başkanı Alinur Aktaş´ı, ailesini ve sevenlerini çok üzdün.
Alinur Başkan İmam Hatip mezunu, haramı helali iyi bilen, aile yaşantısı fevkalade iyi olan örnek bir şahsiyet. Bu nedenle Başkan Aktaş ile ilgili ortaya attığın iddialar kabul edilebilir, yenilir yutulur şeyler değil.
Gelelim iddialarına:
Başkan Aktaş´a FETÖ´cü diyorsun. Tamam, zamanında sembolik ücretle FEM Dershanesinin yerini o camiaya tahsis etti. FETÖ ile bağlantısı olduğu bilinen Salimler Fırınına, İnegöl´ün en nadide yerini bir kılıf buldu verdi. O camianın insanlarıyla oturup maklube yedi, evet 17-25 Aralık sonrası onların işadamlarıyla ilişkisini kesmedi. Kısacası Cumhurbşkanı Erdoğan´ın tabiriyle ne istedilerse verdi. Peki, hiç düşündünmü tüm bunları ne için yaptı.
Bir kere fem dershanesine o yer tahsis edildiği tarihlerde, FETÖ Fethullah Hocaefendi idi. Hükümet ile FETÖ arasındaki ilişkiler mükemmel derecede iyiydi. Fehullah Gülen´i iktidar ve yanlıları mubarek bir adam olarak görüyordu. Eğitime katkı olması hasebiyle o yer, onlara sembolik ücretle tahsis edildi. Artı o dönemde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç´ın Bursa ve AK Partili siyasetçiler üzerinde ciddi bir ağırlığı vardı. Başkan Aktaş, nasıl olurda o talebi geri çevirebilirki. Buna güç yetirebilirmi, kesinlikle hayır. O yüzden Başkan Aktaş´ı bu konulda suçlamak çok yersiz ve acımazsızca.
Salimlere yer verilmesine gelince?Nasıl vermesin?. O fırının sahibi, o dönemde siyaseti ve bürokrasiyi kuşatmış bir camianın, en etkili ve yetkili mütevellisi. Adamın her türlü siyasi ve bürkratik bağlantısı var. Ankara´da işini görmüş, gelmiş başkan Aktaş´ın önüne dosyayı koymuş. Başkan Aktaş´ın olmaz, yapamam deme şansı var mı. Bunu da abartmamak lazım diye düşünüyorum.
Ha, 17-25 Aralık sonrası İnegöl´deki fetöcü işadamları ile görüşmesine gelince. Keşke tavır alabilseydi. Ama şu var belediye başkanının herkesle işi olmasa da, herkesin onla bir işi oluyor. Mecbur görüşmek durumunda kalıyor. FETÖ´cü işadamları ile hasbel kader görüştü diye Başkan Aktaş´ı suçlanmamak lazım. Tüm AK Partililer görüşürken, o neden görüşmesin ki?
Maklubeye gelince, o çok eski bir görüntü. O maklubeyi FETÖ´cülerle yemeyen kalmadı desem abartmış olmam. Yemeyen zaten evinde yaptırıp, çoluk çocuğu ile mutlaka yemiştir.
Bir başka iddian, Başkan Aktaş´ı zina yapmakla suçluyrosun. Bir kere bu çok ağır bir itham. Müslümansak, Müslüman gibi düşünüp hareket etmek lazım gelir. Bu nedenle böyle bir iddiada bulunmak için önce olayı iş üstünde iken gören 4 şahit lazım. Böyle bir şahidin var mı, Yok. Böylesine acımasızca bir iddiayı ortaya atıp, hem başkan Aktaş´ı kamuoyu ve ailesi önünde, hem de o bayanları kamuoyu ve aileleri önünde rencide ettin. Kaldı ki, her günahın bir tövbesi var. Kul günah işler bilirsin de, tövbesinden haberin olmaz. O yüzden bir müslümana yakışmayan bu tür iddialarda bulunmamanı tavsiye ediyorum. Zira bunun vebalini ödeyemezsin kardeşim?
Şimdi ben, eleştirdiğim için belediyenin ve AK Parti´nin kapIlarını gazetemize kapatan, nazı geçen dostlarına gazetemizi iptal ettiren, reklam ve ilan verenleri tehdit edip reklamları iptal ettirerek bizi ticari zarara uğratan Belediye Başkanı Alinur Aktaş´ı neden savundum ya da sahip çıktım.
Halbuki Fethi Vacip´in iddialarını alıp, hergün gazetemden çarşaf çarşaf yayınlayıp, gündeme damga vurabilir, Başkanı Akta´ın son 4 ayda yaşadığı buhranı 10´a katlayabilirdim. Ama yapmadım, zira Alinur Aktaş´ın Haberyorum Gazetesi´ne yaptığı muameleye, benzeriyle karşılık vermek şahsıma ve inancıma yakışmazdı. Ben, bu dünyada Aktaş´ın yüzüne bakacak bir yüz bıraktım ve yaptıklarının karşılığını almak için de Allah´a havale ettim.




